Bono Takibinde Dikkat Edilecek Hususlar

Türk ticari hayatının ve borç ilişkilerinin en önemli finansal enstrümanlarından biri olan bono, Türk Ticaret Kanunu uyarınca kambiyo senedi niteliğini haiz, emre yazılı bir borç senedi türüdür. Alacaklıya alacağını hızlı, etkin ve teminatlı bir şekilde tahsil etme imkânı sunan bu hukuki kurum, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine konu edilebilmesi bakımından alacaklı lehine büyük usul kolaylıkları sağlar. Bununla birlikte, bonoya dayalı icra takibi başlatılmadan önce ve takip sürecinde azami dikkat gösterilmesi gereken son derece kritik hususlar mevcuttur. Kambiyo senetlerinin sıkı şekil şartlarına tabi olması ve mücerretlik ilkesi gereği, usule veya esasa ilişkin yapılacak en küçük bir eksiklik, takibin iptaline, alacağın kambiyo vasfını kaybetmesine ve hatta alacaklının tazminat yükümlülükleriyle karşı karşıya kalmasına yol açabilmektedir.
Bono takibinde ilk ve en kritik adım, senedin kanunda öngörülen zorunlu şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının incelenmesidir. Senedin metninde açıkça “bono” veya “emre yazılı senet” ibaresinin bulunması, kayıtsız ve şartsız belirli bir meblağı ödeme vaadinin yer alması, lehtarın ad ve soyadı veya unvanı, tanzim tarihi ve keşidecinin el yazısı imzasının bulunması asli geçerlilik şartlarıdır. Tanzim yeri ve ödeme yerinin senede yazılmamış olması durumunda ise kanuni karineler devreye girmekte; ancak tanzim yeri hiç gösterilmediği gibi keşidecinin adının yanında bir idari birim de yer almıyorsa senet kambiyo vasfını yitirerek adi senet hükmüne düşmektedir. Ayrıca vadenin tek ve açık olması şarttır; birden fazla vade içeren ya da muğlak vadeli senetler geçersizdir. Takip öncesinde dikkat edilecek bir diğer husus zamanaşımı süreleridir. Keşideciye karşı başlatılacak takiplerde vadeden itibaren işleyen üç yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı titizlikle kontrol edilmelidir. Müracaat borçlularına karşı ise daha kısa zamanaşımı süreleri ve protesto çekme yükümlülükleri gündeme gelmektedir. İcra takibi safhasında ise takip talebinin usulüne uygun düzenlenmesi ve senedin aslının icra dairesine tevdi edilmesi zorunludur. Borçluya gönderilen ödeme emrine karşı borçlunun beş gün içinde icra hukuk mahkemesine borca veya imzaya itiraz etme hakkı bulunduğundan, takip öncesinde imza tatbiki ve alacağın varlığı hukuki süzgeçten geçirilmelidir.
Söz konusu hususların hukuki zeminini 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu oluşturmaktadır. Türk Ticaret Kanununun 776. maddesi bononun şekil şartlarını, 777. maddesi ise bu şartların eksikliği halinde senedin geçersizliğini ve kanuni karineleri düzenlemektedir. Zamanaşımı hususunda yine Türk Ticaret Kanununun 749. maddesi ve bonolara atıf yapan 778. maddesi hükümleri esastır. İcra takibinin usulü ve kambiyo senetlerine özgü takip yolları ise İcra ve İflas Kanununun 167 ila 170/b maddeleri arasında ayrıntılı olarak tanzim edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili hukuk dairelerinin müstekar içtihatları doğrultusunda, senedin kambiyo vasfına haiz olup olmadığı hususu kamu düzeninden sayılmakta ve icra müdürü ile icra mahkemesi tarafından re’sen gözetilmektedir.
Sonuç olarak, bono takibi ticari alacakların tahsilinde son derece etkili bir hukuki yol olmakla birlikte, şekil şartlarının katılığı ve usul hukukunun emredici kuralları nedeniyle yüksek düzeyde hukuki özen gerektirmektedir. Senedin kambiyo vasfının tespiti, zamanaşımı kontrolü, borçlu sıfatının ve borç miktarının doğru belirlenmesi ile icra takibinin usulüne uygun başlatılması, hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Aksi takdirde, takibin iptali ile karşılaşılması ve alacaklının kötüniyet tazminatı veya para cezasına mahkûm edilmesi kaçınılmaz hale gelebilir. Bu nedenle bono takibi süreçlerinin uzman bir hukuki birikimle, ilgili mevzuat ve yargı içtihatları ışığında titizlikle yürütülmesi gerekmektedir.

