Nafaka Alacaklarının Tahsili

Türk aile hukukunda nafaka müessesesi, evlilik birliğinin devamı sırasında veya sona ermesinden sonra sosyal ve ekonomik bakımdan zayıf durumda kalan eşin, çocukların veya üstsoy ile altsoyun korunması amacını güden temel bir hukuki kurumdur. Mahkemelerce hükmedilen nafakanın yalnızca kağıt üzerinde bir hak olarak kalmaması, hak sahibinin geçimini idame ettirebilmesi bakımından bu alacağın fiilen ve zamanında tahsil edilmesi hayati önem taşımaktadır. Hak arama hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının doğal bir sonucu olan ilamların infazı, nafaka alacakları söz konusu olduğunda kamu düzeni ve sosyal devlet ilkesi gereği daha hususi bir nitelik kazanmaktadır. Bu bağlamda nafaka alacaklarının tahsili, genel alacak tahsil usullerinden ayrılan ve borçlu aleyhine bir takım katı yaptırımlar içeren özel icra takip mekanizmalarıyla teminat altına alınmıştır.
Nafaka alacaklarının tahsili sürecinin değerlendirilmesinde, takip usulü ve bu alacağa tanınan ayrıcalıklar ön plana çıkmaktadır. Boşanma veya ayrılık davası devam ederken hükmedilen tedbir nafakası, henüz nihai bir hükme bağlanmadığından ilamsız icra takibi yoluyla tahsil olunurken; boşanma kararının kesinleşmesiyle muaccel hale gelen yoksulluk ve iştirak nafakaları ilamlı icra takibine konu edilmektedir. İcra hukuku sistemimiz, nafaka alacaklısını korumak adına borçlu tarafa karşı ağırlaştırılmış mükellefiyetler yüklemiştir. Bunların en başında borçlunun maaş veya ücretine uygulanan hacizlerdeki öncelik sırası gelmektedir. Genel kural uyarınca borçlunun maaşının en fazla dörtte biri haczedilebilirken, işleyen aylık nafaka alacağı için bu sınırlama uygulanmaz ve cari nafaka miktarı maaştan doğrudan kesilir. Ayrıca nafaka alacakları, borçlunun iflası veya hacze iştirak hallerinde İcra ve İflas Kanunu uyarınca rüçhanlı alacak sayılarak birinci sırada yer alır. Nafaka alacağının tahsilini güçlendiren en etkili hukuki enstrüman ise şüphesiz yaptırım mekanizmasıdır. Borçlunun, ödeme şartını ihlal etmesi ve nafaka borcunu ödememekte ısrar etmesi halinde, alacaklının şikayeti üzerine icra ceza mahkemesi kararıyla üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılması mümkündür. Bu ceza bir disiplin hapsi niteliğinde olup, borcun ödenmesiyle derhal ortadan kalkmaktadır.
Nafaka alacaklarının tahsiline ilişkin hukuki rejim, temelini Türk Medeni Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu hükümlerinden almaktadır. Türk Medeni Kanununun 169, 175, 182 ve 364. maddeleri nafaka yükümlülüğünün doğumunu ve türlerini düzenlerken, tahsilatın cebri icra boyutunu İcra ve İflas Kanunu şekillendirmektedir. İcra ve İflas Kanununun 83/a maddesi borçlunun maaş ve ücret hacfinde nafaka alacağının imtiyazlı konumunu, 206. maddesi sıra cetvelindeki önceliğini, 344. maddesi ise nafaka borcunu ödemeyen borçlu hakkında uygulanacak tazyik hapsi cezasını yasal zemine oturtmaktadır. Yargıtay içtihatlarında da açıkça vurgulandığı üzere, nafaka alacakları kamu düzenine ilişkin olup, ergin olmayan çocuk adına hükmedilen iştirak nafakasından velayet hakkı sahibi veli tarafından önceden feragat edilmesi dahi hukuken geçersiz kabul edilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında, işlemiş nafaka alacaklarının Borçlar Kanunu kapsamındaki genel on yıllık zamanaşımına tabi olduğu, ancak henüz muaccel olmamış gelecek dönem nafaka haklarının zamanaşımına uğramayacağı istikrarlı bir şekilde işlenmektedir. Borçlunun mal kaçırma kastıyla yaptığı tasarrufların iptali için açılacak tasarrufun iptali davalarında da nafaka alacaklısına usuli kolaylıklar sağlanması içtihatlarla pekiştirilmiştir.
Sonuç olarak, Türk Hukukunda nafaka alacaklarının tahsili, alacaklının temel yaşam gereksinimlerini karşılamayı hedefleyen, bireysel çıkarların ötesinde kamu düzenini ilgilendiren istisnai bir alacak türüdür. Kanun koyucu ve yargı organları, nafaka yükümlüsünün borcunu ifa etmekten kaçınmasını engellemek amacıyla, maaş haczindeki imtiyazlardan tazyik hapsine kadar uzanan geniş ve caydırıcı bir koruma kalkanı oluşturmuştur. Bu özel hukuki koruma rejimi, hem hak sahibinin mağduriyetini önlemekte hem de aile hukukundan doğan yükümlülüklerin devlet gücüyle teminat altına alınmasını sağlayarak adalet duygusunu pekiştirmektedir. Nafaka alacaklarının zamanında ve eksiksiz tahsili, sosyal hukuk devleti ilkesinin fiilen yaşama geçirilmesinin en somut göstergelerinden biridir.

