Çocuk Teslimi İlamlarının İcrası

23.07.2026
27
Çocuk Teslimi İlamlarının İcrası

Türk aile hukukunda velayet ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamların yerine getirilmesi, kamu düzenini yakından ilgilendiren ve odağında çocuğun üstün yararı ilkesinin yer aldığı son derece hassas bir süreçtir. Velayeti kendisine verilmeyen ana veya baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesis edilmesine dair mahkeme kararlarının ya da velayetin değiştirilmesi veya verilmesi sonucunda çocuğun hak sahibi ebeveyne teslimine ilişkin ilamların icrası, tarihsel süreçte ciddi hukuki ve sosyo-psikolojik tartışmalara konu olmuştur. Yakın zamana kadar icra ve iflas hukuku mantığı çerçevesinde adeta bir borç ilişkisi veya eşya teslimi gibi ele alınan bu usul, çocuk hakları ihlallerine yol açmış ve toplum vicdanında derin yaralar açmıştır. Bu bağlamda, çocuk teslimi ilamlarının icrası usulünün, çocuğu cebri icranın bir nesnesi olmaktan çıkarıp onu hak özerkliğine sahip bir birey olarak kabul eden modern hukuk anlayışıyla yeniden yapılandırılması zorunluluğu doğmuştur.
Söz konusu zorunluluk doğrultusunda konunun kanuni dayanakları köklü bir zihniyet dönüşümüyle yeniden şekillendirilmiştir. Anayasa’nın 41. maddesinde güvence altına alınan ailenin korunması ve çocuk hakları ilkeleri ile Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesinde ifadesini bulan çocuğun yüksek yararı ilkesi, bu alandaki mevzuat değişikliklerinin temel ilham kaynağı olmuştur. 7343 sayılı Kanun ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun çocuk teslimine ilişkin 25, 25/a ve 25/b maddeleri mülga edilmiş; buna paralel olarak söz konusu düzenlemeler 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen ek maddeler kapsamına alınmıştır. Böylece çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesi yetkisi, İcra Dairelerinden tamamen alınarak Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine verilmiştir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun velayet ve kişisel ilişki düzenlemeleri de bu idari ve usuli reformla uyumlu hale getirilmiştir.
Yapılan bu radikal hukuki düzenlemelerin değerlendirilmesi neticesinde, sürecin adli icra usullerinden arındırılarak uzmanlar marifetiyle yürütülen bir sosyal destek mekanizmasına dönüştürüldüğü görülmektedir. Yeni sistemde çocuk teslimine ilişkin işlemler icra harç ve giderlerinden tamamen muaf tutulmuş, ebeveynlerin ekonomik yük altına girmeksizin haklarına kavuşmaları hedeflenmiştir. İnfaz süreci; psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı gibi uzmanların aktif katılımıyla yürütülmekte, teslim işlemleri kolluk kuvvetlerinin baskısı veya haciz memurları aracılığıyla değil, çocuk dostu olarak tasarlanan özel çocuk teslim mekanlarında gerçekleştirilmektedir. Borçlu ebeveyne öncelikle bir teslim emri veya iletişim daveti gönderilmekte, rızaen uyum sağlanmaması halinde uzmanca yerinde müdahale edilmektedir. Karara aykırı hareket eden, çocuğu saklayan veya teslim etmekten kaçınan taraf hakkında ise Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uyarınca disiplin hapsi yaptırımı öngörülmüştür. Yargıtay içtihatlarında da sıklıkla vurgulandığı üzere, kişisel ilişkinin hakkın kötüye kullanımı siluetiyle engellenmesi velayetin değiştirilmesi sebebi sayılabileceği gibi, cebri tedbirlerin uygulanmasında da çocuğun psikolojik bütünlüğü her zaman usuli kuralların önünde tutulmalıdır.
Sonuç olarak, çocuk teslimi ilamlarının icrasında zor kullanma esasına dayalı klasik icra modelinden vazgeçilerek çocuğun üstün yararını merkezine alan koruyucu ve destekleyici bir model benimsenmiştir. Hukuk sistemimizde gerçekleşen bu reformist adım, çocuğun örselenmesini önleme ve mahkeme kararlarının etkililiğini sağlama bakımından son derece kıymetlidir. Ancak kanuni düzenlemelerin başarısı, uygulama boyutunda Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerinin nitelikli insan kaynağı ve fiziki altyapı ile sürdürülebilir şekilde desteklenmesine bağlıdır. Yargı organlarının ve uygulayıcıların, içtihatlar ışığında çocuğun ruhsal ve bedensel gelişimini öncelikleyen tutumlarını sürdürmeleri, söz konusu mevzuat değişikliklerinin amacına ulaşmasını sağlayacak ve çocuk odaklı adalet anlayışını pekiştirecektir.


YAZAR BİLGİSİ