Poliçeye Dayalı İcra Takibi

23.07.2026
17
Poliçeye Dayalı İcra Takibi

Poliçe, Türk kambiyo hukuku sistematiği içerisinde, kambiyo senetlerinin nitelikli bir türü olarak ticari hayatın vazgeçilmez ödeme ve kredi araçlarından birini teşkil etmektedir. Kambiyo senetlerine bağlanan hukuki müesseseler, alacağın hızlı, etkin ve güvenli bir şekilde tahsil edilmesini amaçlar. Bu doğrultuda Türk Hukukunda, poliçeden doğan alacakların tahsili amacıyla genel haciz yolundan farklı, daha sıkı ve süratli bir takip prosedürü olan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu öngörülmüştür. Giriş mahiyetinde belirtmek gerekir ki, alacaklının bu özel takip yoluna başvurabilmesi, senedin kanunda aranan emredici şekil şartlarını taşımasına ve poliçe hukukuna özgü usuli edimlerin zamanında yerine getirilmiş olmasına sıkı sıkıya bağlıdır.
Poliçeye dayalı icra takibinin normatif altyapısı temel olarak iki ana kanunda düzenlenmiştir. Kanuni dayanaklar incelendiğinde; poliçenin tanımı, zorunlu şekil unsurları, kabul, ciro, ödeme ve başvurma hakları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 671 ve devamı maddelerinde ayrıntılı bir şekilde hüküm altına alınmıştır. Bu poliçeye dayanılarak başlatılacak icra takibinin usul ve esasları ile tarafların hak ve yükümlülükleri ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 167 ile 170/b maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayrıca Yargıtay’ın istikrar kazanmış içtihatları, poliçenin kambiyo senedi vasfının tespiti, protesto çekilme zorunluluğu ve itiraz süreçlerinin hukuki nitelendirmesinde uygulayıcılara yol gösterici bir birincil kaynak işlevi görmektedir.
Sürecin hukuki değerlendirmesi yapıldığında, poliçeye dayalı icra takibinde icra müdürü, İcra ve İflas Kanunu’nun 168. maddesi uyarınca öncelikle senedin kambiyo senedi vasfını taşıyıp taşımadığını ve alacaklının takip hakkının bulunup bulunmadığını re’sen incelemekle yükümlüdür. Türk Ticaret Kanunu’nun 671. maddesinde sayılan; senet metninde poliçe kelimesi, belirli bir tutarın ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız havale, ödeyecek kişinin yani muhatabın adı, lehtarın adı, düzenleme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzası gibi zorunlu unsurların eksikliği halinde senet poliçe vasfını yitirir ve kambiyo takibine konu edilemez. Poliçe ilişkisinde keşideci, muhatap ve lehtar olmak üzere üçlü bir hukuki ilişki mevcuttur. Muhatap, poliçeyi kabul etmekle asıl borçlu sıfatını kazanır. Muhatabın poliçeyi kabul etmemesi veya ödememesi halinde, alacaklının keşideci ve cirantalar gibi müracaat borçlularına başvurabilmesi, süresi içinde ödememe protestosunun noter aracılığıyla çekilmiş olmasına bağlıdır. Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca usulüne uygun protesto çekilmemişse, alacaklı müracaat borçlularına karşı takip hakkını kaybeder; bu durum icra mahkemesince re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. İcra takibi başlatıldığında borçluya Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolunda Ödeme Emri gönderilir. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine dilekçe vererek borca veya imzaya itiraz edebilir, senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığına ilişkin şikayette bulunabilir; takibe konu borcu ise on gün içinde ödemek zorundadır. Borca itiraz kural olarak takibi durdurmaz; borçlunun icra mahkemesinden takibin geçici olarak durdurulması yönünde karar alması gerekir. İmza itirazında ise borçlu, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını açıkça ve ayrıca belirtmelidir. Yargıtay yerleşik içtihatlarında, poliçedeki metin ile imza arasındaki uyumun, ciro silsilesinin müteselsil ve kopuksuz olmasının ve usulüne uygun ibraz ile protesto süreçlerinin tamamlanmış olmasının takibin sıhhati açısından zorunlu olduğunu tutarlılıkla vurgulamaktadır.
Sonuç olarak, poliçeye dayalı icra takibı, alacaklıya alacağına en kısa sürede ulaşma imkanı tanıyan, borçlunun savunma imkanlarını ise belirli usuli şartlara ve sıkı hak düşürücü sürelere bağlayan son derece etkili bir hukuki kurumdur. Ancak bu takip yolunun sağladığı imkanlardan yararlanabilmek için hem Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan maddi hukuk şekil şartlarına harfiyen uyulması hem de İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen takip usullerinin eksiksiz uygulanması gerekmektedir. Şekil eksiklikleri, protesto zorunluluğunun ihlali veya hak düşürücü sürelerin kaçırılması, alacağın kambiyo hukukuna özgü imtiyazlarla tahsil edilmesini imkansız kılmakta ve takibin iptali sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle poliçeye dayalı icra takiplerinde maddi hukuk ile takip hukukunun kesişim noktalarında yer alan emredici kuralların titizlikle incelenmesi ve güncel yargı içtihatları ışığında hareket edilmesi büyük bir hukuki önem taşımaktadır.


YAZAR BİLGİSİ