Zarar Gören Devletten Tazminat İsteyebilir mi?

Zarar Gören Devletten Tazminat İsteyebilir mi?

Giriş

İdare, kamu hizmetlerini yürütürken hukuka uygun hareket etmek, kamu yararını gözetmek ve bireylerin can, mal ve diğer temel haklarını korumakla yükümlüdür. Kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya yürütülmesinde meydana gelen aksaklıklar nedeniyle kişilerin zarara uğraması halinde, idarenin mali sorumluluğu gündeme gelebilir. Bu sorumluluğun en önemli türlerinden biri hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğudur.

Hizmet kusuru nedeniyle açılan tazminat davaları, idarenin hukuka aykırı davranışları veya kamu hizmetinin gereği gibi yerine getirilmemesi sonucu meydana gelen maddi ve manevi zararların giderilmesini amaçlayan tam yargı davalarıdır. Bu davalar, idarenin hukuka bağlılığının sağlanması ve bireylerin uğradıkları zararların giderilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Hizmet Kusuru Nedir?

Hizmet kusuru, kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi nedeniyle kişilerin zarara uğramasına yol açan idari kusurdur.

Hizmet kusurunda sorumluluk, kamu görevlisinin kişisel kusurundan ziyade idarenin yürüttüğü kamu hizmetindeki aksaklıktan kaynaklanır. Bu nedenle zarar gören kişi, kural olarak doğrudan ilgili idareye karşı tazminat davası açar.

Danıştay kararlarında hizmet kusuru; kamu hizmetinin makul özen ve dikkat gösterilmeden yürütülmesi, gerekli tedbirlerin alınmaması veya hizmetin gereklerine uygun şekilde yerine getirilmemesi olarak değerlendirilmektedir.

İdarenin Hizmet Kusurundan Doğan Sorumluluğunun Şartları

İdarenin hizmet kusuru nedeniyle tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmesi için bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Bunlar;

  • İdare tarafından yürütülen bir kamu hizmetinin bulunması,
  • Kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi,
  • Davacının maddi veya manevi bir zarara uğramış olması,
  • Hizmet kusuru ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmasıdır.

Bu şartlardan birinin bulunmaması halinde idarenin tazmin sorumluluğu doğmayabilir.

Hizmet Kusuru Sayılan Durumlar

Her kamu hizmetindeki aksaklık hizmet kusuru oluşturmaz. Ancak uygulamada aşağıdaki durumlar sıklıkla hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmektedir:

  • Yol, kaldırım veya köprülerin bakımının yapılmaması nedeniyle meydana gelen kazalar,
  • Açık bırakılan kanal, rögar veya çukurlar nedeniyle oluşan zararlar,
  • Karla mücadele ve buzlanma önlemlerinin zamanında alınmaması,
  • Trafik işaret ve levhalarının eksik veya hatalı olması,
  • Belediyelerin altyapı hizmetlerini gereği gibi yerine getirmemesi,
  • Taşkın, sel ve su baskınlarına karşı gerekli önlemlerin alınmaması,
  • Hastanelerde teşhis ve tedavi hizmetlerinin ağır ihmal içerecek şekilde yürütülmesi,
  • Acil sağlık hizmetlerinin zamanında sunulmaması,
  • Okullarda gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmaması,
  • Kamu kurumlarında iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması,
  • Denetim yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi,
  • Ruhsatlandırma veya denetim görevlerinin ihmal edilmesi.

Her olayın kendi özellikleri dikkate alınarak hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı mahkeme tarafından değerlendirilir.

Hizmet Kusuru ile Kusursuz Sorumluluk Arasındaki Fark

İdarenin sorumluluğu yalnızca hizmet kusuruna dayanmaz. Bazı durumlarda idare, herhangi bir kusuru bulunmasa dahi kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince de tazminat ödemekle yükümlü olabilir.

Hizmet kusurunda idarenin kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmemesi söz konusu iken, kusursuz sorumlulukta zarar ile idari faaliyet arasındaki bağ yeterli görülebilir.

Bu nedenle dava açılmadan önce olayın hangi hukuki sorumluluk türüne dayandığının doğru belirlenmesi önemlidir.

Hangi Zararlar Talep Edilebilir?

Hizmet kusuru nedeniyle açılan tam yargı davalarında, olayın özelliklerine göre hem maddi hem de manevi tazminat talep edilebilir.

Maddi zarar kapsamında;

  • Tedavi giderleri,
  • Çalışma gücü kaybı,
  • Kazanç kaybı,
  • Sürekli iş göremezlik zararları,
  • Destekten yoksun kalma tazminatı,
  • Araç ve eşya zararları,
  • Diğer doğrudan malvarlığı zararları,

istenebilir.

Manevi tazminat ise kişinin uğradığı elem, acı, üzüntü ve yaşam kalitesindeki olumsuz etkilerin bir ölçüde giderilmesini amaçlamaktadır.

Tam Yargı Davası Nasıl Açılır?

İdarenin hizmet kusurundan kaynaklanan zararların tazmini amacıyla açılan davalar, tam yargı davası niteliğindedir.

Uyuşmazlığın niteliğine göre dava açılmadan önce ilgili idareye yazılı başvuruda bulunulması gerekebilir. İdarenin talebi reddetmesi veya kanunda öngörülen süre içinde cevap vermemesi hâlinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılabilir.

Başvuru ve dava süreleri, zararın niteliğine ve uygulanacak mevzuata göre değişebileceğinden hak kaybı yaşanmaması için somut olay özelinde değerlendirme yapılması önemlidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hizmet kusurundan doğan tazminat davalarında görevli mahkeme, kural olarak idare mahkemesidir.

Ancak uyuşmazlığın niteliğine göre vergi mahkemeleri veya özel görev kurallarının uygulanması da söz konusu olabilir.

Yetkili mahkeme ise genel olarak zarara neden olan idari işlemin veya idari eylemin gerçekleştiği yer idare mahkemesidir.

İspat Yükü ve Deliller

Tam yargı davalarında davacı, uğradığı zararı ve zarar ile idarenin hizmet kusuru arasındaki illiyet bağını ortaya koymalıdır.

Mahkemeler;

  • Bilirkişi raporları,
  • Keşif,
  • Kamera kayıtları,
  • Resmî tutanaklar,
  • Sağlık raporları,
  • Tanık beyanları,
  • Uzman görüşleri,

gibi delillerden yararlanarak uyuşmazlığı değerlendirir.

Özellikle teknik nitelikteki uyuşmazlıklarda bilirkişi incelemesi çoğu zaman davanın sonucunu etkileyen önemli delillerden biridir.

Hizmet Kusuru Nedeniyle Açılan Davalara Örnekler

Uygulamada hizmet kusuruna dayalı tazminat davalarına sıklıkla şu örneklerle karşılaşılmaktadır:

  • Bakımsız yolda meydana gelen trafik kazası nedeniyle belediyeye karşı açılan tazminat davası,
  • Açık bırakılan rögara düşen kişinin uğradığı zarar nedeniyle belediyeye karşı açılan dava,
  • Devlet hastanesindeki hatalı sağlık hizmeti nedeniyle açılan tam yargı davası,
  • Kamu okulunda yeterli güvenlik önlemlerinin alınmaması sonucu meydana gelen yaralanmalar nedeniyle açılan dava,
  • Sel ve su baskınına karşı gerekli altyapı önlemlerinin alınmaması nedeniyle belediyeye karşı açılan tazminat davası,
  • İdarenin gerekli denetimleri yapmaması sonucu meydana gelen zararlar nedeniyle açılan davalar.

Her olayda, idarenin özen yükümlülüğünü ihlal edip etmediği ve zarar ile hizmet kusuru arasındaki nedensellik bağı ayrı ayrı değerlendirilir.

Danıştay Uygulaması

Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına göre hizmet kusuru; kamu hizmetinin normal işleyişinden beklenen dikkat ve özenin gösterilmemesi, gerekli tedbirlerin zamanında alınmaması veya hizmetin gereği gibi yürütülmemesi hâllerinde ortaya çıkar.

Danıştay, özellikle belediyelerin yol ve altyapı hizmetleri, sağlık hizmetleri, eğitim hizmetleri ve kamu güvenliğine ilişkin yükümlülüklerinde gerekli özenin gösterilmemesi nedeniyle meydana gelen zararların, uygun illiyet bağının bulunması şartıyla idarece tazmin edilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Ancak mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusurunun illiyet bağını kesmesi hâlinde idarenin sorumluluğu tamamen veya kısmen ortadan kalkabilir.

Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?

Mahkeme, tazminat miktarını belirlerken zararın gerçek kapsamını, bilirkişi raporlarını, ekonomik verileri, tarafların kusur durumunu ve olayın özelliklerini dikkate alır.

Maddi tazminat hesaplanırken zararın tam olarak giderilmesi amaçlanırken, manevi tazminat bakımından ise zarar görenin yaşadığı elem ve ızdırabı kısmen giderecek, ancak zenginleşmeye yol açmayacak uygun bir miktara hükmedilir.

Sonuç

İdarenin hizmet kusuru nedeniyle doğan sorumluluğu, hukuk devleti ilkesinin ve idarenin hukuka bağlılığının en önemli sonuçlarından biridir. Kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle kişilerin uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesi, bireylerin haklarının korunması kadar kamu yönetiminin hesap verebilirliğinin sağlanması açısından da büyük önem taşımaktadır.

Hizmet kusurundan kaynaklanan tazminat davalarında, olayın hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi, başvuru ve dava sürelerinin kaçırılmaması, zarar ile hizmet kusuru arasındaki illiyet bağının güçlü delillerle ortaya konulması davanın başarısını doğrudan etkileyen unsurlardır. Bu nedenle idare hukukuna ilişkin teknik bilgi ve yargı uygulaması dikkate alınarak sürecin titizlikle yürütülmesi, olası hak kayıplarının önlenmesi bakımından önem arz etmektedir.


YAZAR BİLGİSİ