Haciz İsteme Süresi

23.07.2026
38
Haciz İsteme Süresi

Türk icra ve iflas hukukunda cebri icra organları vasıtasıyla alacağın tahsili, alacaklının usulüne uygun şekilde takip başlatması ve bu takibin kesinleşmesiyle mümkündür. Takibin kesinleşmesini müteakip alacaklının alacağına kavuşmasını sağlayan en önemli aşama ise borçlunun mal, hak ve alacakları üzerine haciz konulmasıdır. Ancak kanun koyucu, alacaklıya tanınan haciz isteme hakkını sınırsız bir zaman dilimine yaymamış, kamu düzeni ve hukuki güvenlik ilkeleri gereğince belirli bir süre ile sınırlandırmıştır. Haciz isteme süresi olarak adlandırılan bu müessese, alacaklının takibi makul bir süre içinde yürütmesini zorunlu kılarak borçlunun süresiz bir tehdit altında kalmasını engellemeyi ve icra dairelerinin iş yükünü hafifletmeyi amaçlamaktadır.
Haciz isteme süresine ilişkin temel yasal düzenleme, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 78. maddesinde yer almaktadır. Anılan madde uyarınca alacaklı, ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren bir yıl içinde haciz talebinde bulunmak zorundadır. İlamsız icra takiplerinde ödeme emrinin tebliğ tarihi esas alınırken, ilamlı icra takiplerinde ise icra emrinin tebliği tarihi zamanaşımı ve haciz isteme süresinin başlangıcı bakımından önem taşır. Bir yıllık süre hak düşürücü nitelikte olup icra müdürü tarafından re’sen gözetilmek mecburiyetindedir. Sürenin hesabı Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri çerçevesinde yapılır ve sürenin son günü resmî tatile rastlarsa, tatili takip eden ilk iş günü mesai bitimine kadar süre uzar.
Haciz isteme süresinin işlemesini durduran veya kesen birtakım hukuki haller mevcuttur. Borçlunun takibe itiraz etmesi durumunda, itirazın alacaklıya tebliğinden itirazın hükümden kaldırılması veya iptali davasının sonuçlanmasına kadar geçen süre haciz isteme süresinin hesabında dikkate alınmaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, takibin durduğu safhalarda alacaklının haciz isteme imkânı bulunmadığından, bu sürelerin alacaklı aleyhine işlemesi usul ve yasaya aykırılık teşkil eder. Ayrıca tarafların icra dairesinde taksit sözleşmesi yapmaları halinde de taksitlerin devamı süresince haciz isteme süresi durmaktadır. Alacaklının usulüne uygun olarak yaptığı her geçerli haciz talebi ise süreyi keser ve yeni bir yıllık süre bu işlem tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlar.
Kanuni süre olan bir yıl içinde haciz istenmemesi veya yapılan haciz talebinin geri alınmasından sonra bu süre zarfında yeni bir talepte bulunulmaması halinde takip dosyası işlemden kaldırılır. Dosyanın işlemden kaldırılması takibi tamamen düşürmemekle birlikte, alacaklının haciz yapabilme yetkisini askıya alır. Bu durumda alacaklı, takibi yeniden canlandırmak amacıyla yenileme talebinde bulunmak zorundadır. Yenileme talebi borçluya tebliğ edilmedikçe yeniden haciz istenmesi mümkün değildir. İlamlı takiplerde yenileme harcı alınmazken, ilamsız takiplerde harç ödenmesi gerekliliği doktrin ve uygulamada tartışmasız kabul edilmektedir. İcra müdürünün süresi geçmiş olmasına rağmen haciz talebini kabul ederek işlem yapması halinde, borçlu bu hususu süresiz şikâyet yoluyla icra mahkemesine taşıyarak haczin kaldırılmasını sağlayabilir.
Sonuç olarak, haciz isteme süresi, Türk icra hukukunda alacaklının hak arama özgürlüğü ile borçlunun mülkiyet hakkı ve hukuki dinlenilme hakkı arasında hassas bir denge kurmaktadır. İcra ve İflas Kanunu’nun 78. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süre, alacaklıyı takibini basiretli bir tacir ve alacaklı gibi takip etmeye zorlarken, takipsiz bırakılan dosyaların icra sisteminde yarattığı hantallığın da önüne geçmektedir. Yargıtay içtihatlarıyla da biçimlenen bu kurala riayet edilmesi, haciz işlemlerinin geçerliliği ve icra takibinin sıhhati bakımından hayati bir öneme haizdir.


YAZAR BİLGİSİ